Taksim Meydanı’na madenciler çok yakışırdı. 1 Mayıs 2026 itibariyle, Stephen Kinzer’in “Hilal ve Yıldız: İki Dünya Arasında Türkiye” isimli kitabı, Türkçeye İletişim Yayınları tarafından çevrildi. Kitap, Batılı bir perspektiften Türkiye’ye dair önemli tespitler sunuyor. Kinzer’in analizinde, Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri olan siyasi liderler sultası, hala aşılamamış bir olgu olarak karşımıza çıkıyor. Ancak, beni en çok etkileyen nokta, Türkiye’de halkın siyasi otoriteye karşı hak arayışını ifade edebileceği, protesto yapabileceği ve toplumsal taleplerini dile getirebileceği merkezi alanların yokluğu.
Kinzer, Türkiye’deki köylerden büyük şehirlere kadar halkın toplanabileceği güvenli alanların sayısının oldukça az olduğunu vurguluyor. Batılı ülkelerde protestoların düzenlenebileceği pek çok merkezi alan bulunmasına karşın, Türkiye’de bu mekanlar devlet tarafından sıkı bir denetim altında tutuluyor. Bu durum, iktidarda kim olursa olsun, güçlü ve etkili protesto hareketlerinin ortaya çıkmasını engelliyor.
Bugün 1 Mayıs İşçi Bayramı olması dolayısıyla bu konuyu gündeme getirmek istiyorum. Taksim Meydanı, işçiler için simgesel bir öneme sahipken, bu yıl da işçilere yasaklandı. “İstanbul’da Yenikapı ve Maltepe miting alanları var, daha ne olsun?” diyenler çıkabilir. Ancak Taksim Meydanı, Türkiye işçi sınıfı için tarihi bir değer taşıyor. Kinzer’in de belirttiği gibi, AKP iktidarı, toplumsal hareketleri kontrol altında tutmaya çalışıyor. Özgürlük ve demokrasi vaatleriyle gelen bu iktidar, bugün yasakçı bir tutum sergiliyor.
Türkiye’de iktidar değiştiğinde, Taksim’in yeniden emekçilerin kutlamalarına açılması elzemdir. Bu yıl Taksim Meydanı’nda 1 Mayıs’a en çok yakışacak olanlar, Eskişehir’den Ankara’ya yürüyen ve polis şiddetine rağmen haklarını savunan Doruk Madencilik işçileri olacaktı. Bağımsız Maden-İş Sendikası Genel Başkanı Gökay Çakır ve sendikanın örgütlenme uzmanı Başaran Aksu, iktidarın hegemonyasına boyun eğmeyen bir sendikacılık anlayışını temsil ediyorlar. Madencilerin zaferi, örgütlü gerçek sendikacılığın ve emeğiyle geçinenlerin haklarının ne denli önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Tüm işçilerin 1 Mayıs İşçi Bayramı kutlu olsun.