Bir insan bir kara deliğe düşerse ne olur? Kara delikler hakkında ne biliyoruz?

Kara delikler evrenin en korkutucu varlıkları olarak görülüyor. Her zaman orada bir yerlerde gizlenirler, ancak tespit edilmeleri neredeyse imkansızdır.

İlk olarak Albert Einstein tarafından var olduğu teorize edilen ve sonunda Stephen Hawking tarafından keşfedilen kara delikler, muazzam bir yoğunluğa sahip ve yerçekimi o kadar güçlüdür ki, ışık bile onlardan kaçamaz. Uzun bir süre bilim için çoğunlukla bir gizem olarak kaldılar ama şimdi tam olarak ne olduklarını ve fizik anlamında nasıl çalıştıklarını anlamaya başlıyoruz.

Astrofizikçi ve bilim iletişimcisi Dr. Becky Smethurst‘ün söylediğine göre kara delikler, aslında ne kara ne de delik. Smethurst, “Kara Deliklerin Kısa Bir Tarihi: Ve neden onlar hakkında bildiğiniz hemen her şey yanlıştır” (A Brief History of Black Holes: And why nearly everything you know about them is wrong) adlı kitabın da yazarı.

Newsweek’e “Deliklerden çok madde dağlarına benziyorlar” diyen Smethurst, sözlerine şöyle devam ediyor: “Başka bir yere ulaşan bir arka tarafları yok. Kelimenin tam anlamıyla sadece bir yıldız alıyorsunuz ve onu eziyorsunuz. Onlar ayrıca siyah da değil. Onlar tüm evrendeki en parlak nesnelerden bazıları. Bu sadece kara deliğin kendisi değil, çünkü onlar birer ışık hapishaneleridir ve kara delikten herhangi bir ışık alamazsınız. Ancak kara deliğin etrafındaki bölgeden ışık alabilirsiniz.

Smethurst “İçeri doğru dönen, muazzam hızlara ulaşan, bir demir ocağındaki demir gibi ısınan ve parlamaya başlayan malzemeniz var. Sadece optik ışıkta parlamaya başlamaz, aynı zamanda X-ışını ışığı, UV ışığı da yayar ve ayrıca ondan bir miktar radyo emisyonu da elde edersiniz. Böylece Noel ağaçları gibi aydınlanırlar” diyor.

Kara deliklerin çevresinde, tüm madde ve enerjinin geri dönüşü olmayan ve olay ufku olarak tanımlanan bir sınır bulunur. Bu sınırı bir kez geçtikten sonra, kara deliğin yerçekiminden kaçmak imkansızdır. Olay ufkunun ötesinde, en sonunda tekillik vardır, kara deliğin muazzam kütlesinin bulunduğu hayal etmesi bile neredeyse imkansız olan tek bir nokta.

Bir kara deliğin içine düşerseniz ne olur?

Bir şekilde bir kara deliğin içine düşseniz, bu yerler arasındaki yolculukta vücudunuza “spagettileşme” diye tanımlayabileceğimiz bir şey olur. Spagettileşme, temel olarak ayaklarınızdaki yerçekiminin kafanızdakinden daha güçlü olacağı ve kara deliğe gittikçe yaklaştıkça spagetti gibi gerileceğiniz anlamına geliyor. Bu oldukça ürkütücü bir senaryo. Kara deliğe düşen biri olarak deneyimlediğiniz ve tanık olduğunuz şey, olay ufkundan güvenli bir şekilde uzaktaki bir seyircinin göreceğinden çok farklı olacaktır.

Smethurst, “[Olay ufkuna yaklaşırken], kara deliğin gitgide büyüdüğünü ve büyüdüğünü görürsünüz. Kara delikler, bu tür tuhaf ışık bükülmeleri yaparak göründüklerinden daha büyük görünmelerini sağlar. Olay ufkunun ötesine düştüğünüzde, evrenin tüm ışığı kısa bir an için gözünüze çarpacaktır. Ve bunun ötesinde, ne göreceğinizi hiç bilmiyoruz – orası inanılmaz derecede parlak mı, tamamen karanlık mı, yoksa bizim göremediğimiz başka bir madde biçimi mi görülüyor bilmiyoruz. Çünkü şu anda, fizik yasaları anlayışımıza göre, olay ufkunun ötesinde ne olduğu hakkında hiçbir fikrimiz yok” diyor.

Ancak sizin kara deliğe düştüğünüzü gören arkadaşınız tamamen farklı bir görüntü ile karşılaşıyor.

Smethurst “Uzay geminizde her 30 saniyede bir yanıp sönen küçük bir deniz feneri gibi küçük bir işaretçiniz olduğunu varsayalım. Bundan gelen ışık sinyallerinin, yerçekimi kuvveti nedeniyle her flaş arasında size ulaşması daha uzun ve daha uzun sürecektir, esasen kara deliğe yaklaştıkça ışığın yavaşlaması gibi. Ve böylece [gözlemci] sizin o olay ufkunu geçtiğinizi asla göremez. Uzayda ve zamanda sonsuza kadar donmuş görünürsünüz” diyor.

Ancak, olay ufkunu geçme ile spagettileşme arasındaki süre beklediğiniz kadar kısa olmayabilir. Kara deliğin boyutuna bağlı olarak, olay ufku ile tekillik arasındaki mesafe çok büyük olabilir. Şimdiye kadar keşfettiğimiz en büyük kara delik olan TON 618, Neptün’den Güneş’e olan mesafeden 40 kat daha büyük.

Smethurst, “Bu kara deliğe düşen ve bu yerçekimi gradyanında aşağı doğru ilerleyen birinin, tüm insan yaşamını [kara deliğin içinde] göreceli güvenlikten seyahat ederek yaşayabilme ihtimali vardır. Ama zaman kavramının nasıl değişeceğini görmek ilginç: Olay ufkunu geçer geçmez, uzaydaki herhangi bir yön aynı zamanda gelecektir. Geçmiş diye bir şey yoktur çünkü asla dışarı çıkamazsınız” diyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.