
Mehmet Hanifi GÜLEL
Bugüne kadar Azak Denizi’nde 119, Karadeniz’de ise 64 olmak üzere toplamda 183 ticari gemiye saldırı yapıldı. Türkiye’nin yem sektöründe hammadde bazında dışa bağımlılık oranı yüzde 56. Bu nedenle Karadeniz’de yaşanan her türlü güvenlik riski yalnızca ithalatçı firmaları etkilemiyor, hammaddede yaşanan artışlar yem üreticilerine, hayvancılık işletmelerine, gıda sektörüne ve nihai tüketiciye de doğrudan yansıyor. Öte yandan gemilere yapılan saldırılar, ayçiçeği yağı fiyatlarını tonda yaklaşık 40 dolar yukarıya çekti.
Navlun maliyetleri artıyor
Saldırılar sonucunda Karadeniz’de ticaret yapan armatörler ve yük sahipleri açısından güvenlik endişelerinin en üst seviyeye yükseldiğini söyleyen Türkiye Yem Sanayicileri Birliği (TÜRKİYEM-BİR) Başkanı Ülkü Karakuş, buna ek olarak, Azak Denizi ile Karadeniz arasındaki en kritik geçiş noktası olan Kerç Boğazı üzerinden gemi giriş ve çıkışlarının güvenlik gerekçesiyle durdurulduğunu veya ciddi şekilde sınırlandırıldığını kaydetti.
Karakuş, “Sektör kaynaklarına göre ticari gemilerin Kerç Boğazı ve Azak-Don Kanalı üzerinden geçişine izin verilmiyor. Ukrayna limanlarına misilleme saldırılar yapılıyor, bu durum Rusya’nın ve Ukrayna’nın tahıl ve yem ihracatını doğrudan etkiliyor. Söz konusu gelişmeler yalnızca lojistik operasyonları değil, navlun piyasasını da doğrudan etkiledi.
Bölgeye gemi göndermek isteyen armatör sayısının azalması, savaş riski sigorta primlerinin yükselmesi ve gemilerin bekleme sürelerinin uzaması nedeniyle navlun maliyetlerinde önemli artışlar yaşanıyor. Bu maliyet artışları, ithalatçı firmaların hammadde maliyetlerine doğrudan yansıyor” diye konuştu.
Kepek fiyatı yüzde 35 arttı
Karadeniz kaynaklı arz ve lojistik sorunları nedeniyle buğday kepeği ton fiyatının yüzde 35 artışla 163 dolar seviyesinden yaklaşık 210 dolara (iç piyasa 170 $/tondan 230 $/tona) yükseldiğini belirten Karakuş, ayçiçeği küspesi ton fiyatının ise 275 dolardan yaklaşık 305 dolara çıktığını aktardı.
Karakuş, bu kısa sürede yaşanan fiyat artışlarının, yem üreticilerinin hammadde maliyetlerini ciddi şekilde artırdığını, navlun ve savaş riski sigorta maliyetlerindeki yükselişle birlikte yem ve gıda sektörü üzerindeki mali baskıyı daha da ağırlaştırdığını kaydetti.
Türkiye yem sanayisinin hayvancılık sektörünün sürdürülebilirliği açısından stratejik öneme sahip olup olduğunu vurgulayan Karakuş, “Sektör, kullandığı hammaddelerin önemli bölümünü Karadeniz bölgesinden temin ediliyor. Bu nedenle bölgede yaşanan her türlü güvenlik riski yalnızca ithalatçı firmaları değil, yem üreticilerini, hayvancılık işletmelerini, gıda sektörünü ve nihai tüketiciyi de doğrudan etkiliyor” şeklinde konuştu.
Diplomatik girişimler talep ediliyor
Mevcut şartlarda ticari gemi arzının azaldığını ve navlun fiyatlarının hızla yükseldiğini ifade eden Karakuş, şunları kaydetti: “Savaş riski sigorta primleri önemli ölçüde artıyor. Liman operasyonlarında gecikmeler yaşanıyor. Tedarik süreleri uzuyor. Hammadde fiyatlarında öngörülemeyen artışlar meydana geliyor. Bu olağanüstü gelişmeler karşısında yem sanayisinin sürdürülebilir üretim yapabilmesi ve ülkemizin gıda arz güvenliğinin korunabilmesi adına, sektörün maruz kaldığı ilave maliyetlerin dikkate alınması, gerekli tedbirlerin değerlendirilmesi ve uluslararası ticaret koridorlarının yeniden güvenli şekilde işletilmesine yönelik diplomatik girişimlerin desteklenmesi büyük önem taşıyor.”
