Modern fizik, evrenin zaman ve mekân algısını değiştirecek çarpıcı bir deneysel buluşu tartışıyor. Uzun yıllar boyunca teorik fizikte yalnızca bir matematiksel tuhaflık olarak görülen “zamanda geriye hareket” kavramı, atom altı düzeyde ilk kez somut bir şekilde ölçüldü. Toronto Üniversitesi’nde gerçekleştirilen ve sonuçları saygın bilim dergisi Physical Review Letters’ta yayımlanan bu araştırma, kuantum mekaniğinde neden-sonuç ilişkilerinin nasıl bükülebildiğini gözler önüne serdi.
DENEYLERDE RUBİDYUM ATOMLARI KULLANILDI
Araştırma ekibi, Profesör Aephraim Steinberg liderliğinde, laboratuvar ortamında izole edilmiş yoğun bir rubidyum atomu bulutu oluşturdu. Bilim insanları, kuantum özellikleri yapılandırılmış tek bir foton (ışık parçacığı) darbesini bu atom bulutuna yönlendirdi. Normalde, rubidyum atomlarının bu fotonların enerjisiyle rezonansa girerek ışığı geçici bir süre emmesi ve ardından dışarı salması bekleniyordu. Ancak Heisenberg’in belirsizlik ilkesine bağlı olarak hareket eden ışık dalgaları, beklenmedik bir tepki gösterdi. Laboratuvar sensörleri, fotonların atom bulutundan geçerken, ışık hızında seyahat etmelerine rağmen beklenenden çok daha önce hedef noktalarına ulaştıklarını kaydetti. Matematiksel analizler, ışığın atom bulutunda kalma süresinin “negatif” yani sıfırın altında bir değer olduğunu ortaya koydu. Bu durum, ışık parçacığının maddeye girmeden önce çıkış yaptığını gösterdi.
KOZMİK SIRLAR AÇIĞA ÇIKTI: “ZAYIF ÖLÇÜM” TEKNİĞİ HATALARI GİDERDİ
Benzer bir zamansal anomali ilk kez 1993 yılında gözlemlenmişti. Ancak o dönemde bilim camiası, durumu fiziksel bir gerçeklik yerine “ölçüm hatası” ya da darbe şeklinin bozulması olarak değerlendirerek görmezden geldi. 1993’teki çalışmanın ortak imzacılarından olan Profesör Steinberg, aradan geçen 30 yılın ardından “zayıf ölçüm” (weak measurements) adı verilen yeni bir kuantum teknolojisi ile iddialarını kanıtladı. Araştırma ekibi, ana foton dalgası rubidyum bulutundan geçerken, atomlardaki uyarılma seviyelerini takip edebilen son derece hassas bir zayıf lazer ışığı kullandı. Milyonlarca tekrarlanan deneyde, lazer ışınındaki mikroskobik faz kaymaları istatistiksel veri tabanına işlendi. Sonuçlar bilim dünyasında şok etkisi yarattı; çünkü doğrudan atomlar üzerinden yapılan ölçümler, fotonların erken varış süreleri ile elde edilen negatif zaman değerleriyle tam olarak eşleşti. Böylece kuantum parçacıklarının zamanı “hiçten de az” bir muhasebe ile harcadığı doğrulandı.
NEDEN-SONUÇ İLİŞKİSİ TEHLİKEDE Mİ? KUANTUM AĞLARI YENİ BİR DÖNEME GİRİYOR
Bilim insanları, elde edilen bu çarpıcı sonuçların standart kuantum mekaniği kurallarına sadık kaldığını ve makro düzeydeki nedensellik ilkesini ya da Einstein’ın görelilik teorisini ihlal eden bir “zamanda yolculuk” makinesi anlamına gelmediğini vurguluyor. Deney sırasında zaman içinde geriye doğru herhangi bir bilgi ya da veri akışının gerçekleşmediği, paradoksal durumun kuantum sistemlerinin olasılıksal ve dalga benzeri doğasından kaynaklandığı belirtiliyor. Bu buluş, kuantum dünyasında yeni bir anlayışın kapılarını aralayarak, fizik biliminin geleceğinde devrim niteliğinde değişikliklere neden olabilir.